25 Mart 2009 Çarşamba

Atatürk'ün Silahı

ATATÜRK'ÜN SİLAHLARI:




TABANCASI

Amerikan yapımı Smith-Wesson markalı, kabzası üstü siyah sert bakalit kaplıdır. Tetik korluğu siyah renklidir. Kahverengi meşin bir kılıfı vardır.
Manevi kızı ve ilk Türk Kadın Savaş Pilotu Sabiha GÖKÇEN'e verdiği bu silah daha sonra Sabiha GÖKÇEN tarafından Anıtkabir Müzesi'ne bağışlanmıştır.




KILICI

İstanbul halkınca "Tercüman-ı Hakikat Gazetesi" aracılığı ile Atatürk'e hediye edilmiş kılıçtır. Kabzasının alt kısmı, kınının alt ve üst kısımları onsekiz ayar altından yapılmıştır. Kınında iki altın bilezik ve bunlar bağlı olan altın iki halka bulunmaktadır. Kılıç kınının diğer kısımları siyah meşinden olup, kabzasının altında bağları bulunmaktadır. Kılıç üzerinde altı adet küçük elmas taş bulunmaktadır.
Kılıçta Osmanlıca olarak" İstanbul halkınca "Tercüman-ı Hakikat Gazetesi" aracılığı ile Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlreine hediyedir yasısı ve 12 Rebiülevvel 1341 (12 Nisan 1925)" yazılıdır.

ATATÜRK'ÜN YEMEK TAKIMI

ATATÜRK'ÜN YEMEK TAKIMI





MERMER TEPSİSİ

Yeşil memerden dikdörtgen şeklinde yapılmış, kulpları beyaz nikelajlı metal, tutma yerleri ise yuvarlak mermerden olan, özellikle kahve servisinin ikram edilmesinden zevk aldığı bir tepsidir.




PORSELEN MEYVE TABAĞI

Resimde görülen porselen meyve tabağından altı adet olup, tabakların kenarlarına ince bant halinde yaldızlı desen, orta kısımlarında ise çeşitli renklerde iri çiçek ve yaprak motifleri işlenmiştir.





GÜMÜŞ TEPSİSİ

Gümüşten yapılmış yuvarlak tepsinin ortasında çok köşeli geometrik şekiller, kenarlarında ise bitki motifleri bulunmaktadır.





PEÇETE HALKASI

Gümüşten yapılmış iki adet, silindir şeklindeki peçete halkaların ortasında eski yazıyla birisinde "G.M.K." diğerinde ise "L.G.M.K." harfleri bulunmaktadır.




YUMURTA ALTLIĞI

Gümüş olan yumurtalığın ağız kenarı ve kaidesi çiçek yaprakları şeklinde sekiz girintilidir.




TUZLUĞU

Gümüşten yapılmış ve dikdörtgen biçimli tuzluğun, tek yöne açılan kapağı, kulpu ve dört ayağı bulunmaktadır. Kapağın bir yanında kaşığın durması için yiv yapılmıştır.





MEYVE ÇATALI-BIÇAĞI

Sapları sedeften yapılmış madeni meyve bıçak ve çatalın birer yüzü işlemeli diğer yüzlerinde ise içiçe "M.K." harfleri yazılıdır.

Lider Dediğin

Lider Dediğin







Her şeyden önce
kim olduğunu bilmeli ve kendine guvenmelidir.




Ben diktatör değilim. Benim kuvvetim olduğunu söylüyorlar. Evet bu doğrudur. Benim isteyip de yapamayacağım bir şey yoktur. Çünkü ben
zoraki ve insafsızca hareket etmesini bilmem. Ben kalpleri kırarak değil kazanarak hükmetmek isterim. - Mustafa Kemal ATATÜRK

Lider dediğin

Her kim olursa olsun insanlara değer vermeli

Millete efendilik yoktur. Ona hizmet etmek vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur. - Mustafa Kemal ATATÜRK
ve mütevazi olmalıdır...


Bu ulusu ben değil içimizdeki ruh, damarımızdaki kan kurtarmıştır. - Mustafa Kemal ATATÜRK


Lider dediğin

Önde yürüyen değil, yol gösteren olmalıdır.

Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve
asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir. - Mustafa Kemal ATATÜRK


Lider dediğin

Yeri geldi mi sıradan bir asker




Yeri geldi mi Başkomutan olmalıdır...


Memleketin ellide biri değil, her tarafı tahrip edilse, her tarafı ateşler içinde bırakılsa, biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan savunma ile meşgul olacağız - Mustafa Kemal ATATÜRK


Lider dediğin

Gerekirse Vatanı için canını vermelidir, verebilmelidir.

Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim. - Mustafa Kemal ATATÜRK


Lider dediğin

ilkelerine ve sözlerine bağlı olmalıdır.

Ben toprak büyütme meraklısı değilim. Barış bozma alışkanlığım yoktur. Ancak sözleşmeye dayanan hakkimizin isteyicisiyim. Onu almazsam
edemem. Büyük meclisin kürsüsünden milletime söz verdim. Hatay'ı alacağım. Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem

milletimin huzuruna çıkamam. Yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, Yenilmem. Yenilirsem bir dakika yaşayamam - Mustafa Kemal ATATÜRK


Lider dediğin

Güvenilir ve samimi olmalıdır. Kalbinde ne varsa dilinden de o dökülmelidir.

Ben düşündüklerimi, sevdiklerime olduğu gibi söylerim. Aynı zamanda lüzumlu olmayan bir sözü kalbimde taşımak iktidarında olmayan bir
adamım. Çünkü ben bir halk adamıyım. Ben düşündüklerimi daima halkın huzurunda söylemeliyim. Yanlışım varsa, halk beni tekzip eder. Fakat

şimdiye kadar bu açık konuşmada halkın beni tekzip ettiğini görmedim. - Mustafa Kemal ATATÜRK

Lider dediğin

Konuşmayı ve

dinlemeyi

bilmelidir.



Lider dediğin

Sorumluluk almayı bilmeli


Mesuliyet yükü her şeyden, ölümden de ağırdır. - Mustafa Kemal ATATÜRK

Astlarına ve dostlarına sonuna kadar güvenmeli

Benim için ordumuzun kıymetini ifadede ölçü şudur: Türk ordusunun bir kıtası muadilinin behemehal mağlup eder, iki mislini durdurur ve
tespit eder. - Mustafa Kemal ATATÜRK

ve başarıyı paylaşabilmelidir

Bir ulus, bir toplum yalnız bir kişinin çabası ile adımcık bile atamaz. - Mustafa Kemal ATATÜRK


Lider dediğin

Hedefleri gibi

Zafer zafer benimdir diyebilenin, muvaffakiyet, muvaffak olacağım diye başlayanın ve muvaffak oldum diyebilenindir. - Mustafa Kemal ATATÜRK


Lider dediğin


Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Benim sizden istediğim şey, yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman da, durmadan yürümek,
yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. - Mustafa Kemal ATATÜRK


Lider dediğin

Sevdaları gibi



Biz hayat ve istiklal isteyen bir milletiz. Ve yalnız ve ancak bunun için hayatimizi yok etmeyi göze alırız.- Mustafa Kemal ATATÜRK


Lider dediğin

ATATÜRK gibi OLMALI.
Büyüklük odur ki kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burada direneceksin. Önünde sonsuz engeller yığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, araçsız hiç telakki edecek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri asacak, ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin. - Mustafa Kemal ATATÜRK



Öldü mü EFSANE olmalıdır !


Beni görmek demek ille de yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız bu yeter.
Mustafa Kemal ATATÜRK

Kahraman Tazeoğlu & Neslihan - Araz (Arazın Tanımı)


"Yalnızım çünkü sen varsın"

"gel" desen gelirdim
gittiğin uzakta bendim
dağ gibi bir ihanetten düştüm
bu kendime son gelişim

ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
kendimi suçüstü yakalıyorum

ve kentsizliğimin isimsizliğini
Araz'a uyak düşüyorum
gözlerime senden düşler sürüyorum
ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor
bana en büyük tehdit yine ben oluyorum
sonra bir durağa yaslanıyorum
sonra bir kente
ve sen gidiyorsun
ben kanıyorum
diyorlar ki; kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun.
oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun

yorgun Haliç'e biraz inat
biraz ihanet bırakıyorum
ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum
aklıma düşüyorsun
düşüyorum
düşünce
üşüyorum
azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum
ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum
yalanlarımla bir hiçlikteyim
beni içinden kaç









bu kentte her yağmur kendini ağlar
aklıma düşsen yalnızlık oluyorum
ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir
nerde kimi üşüyorsun
artık kendini yakan bir ateşim
kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz
şimdi boş duraklara yaslanıyorum
boş kentlere
oysa "gel" desen gelecektim

gün düşlerime dönüşlerimde
bakışın içiyor beni gözlerimden
gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara
uzaklığına uzanıyorum
sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden
ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan
yıkılıyorum şarkılara
"kimseler biliyor"
yalnızlık dostumdu
şimdi korkum oluyor
oysa "gel" desen gelecektim
artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor
güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik
göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan
kendimi yitirdikçe sana gidiyorum
göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum
düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum
uysal yalnızlıklar satın alıyorum
gülüşümle ödeyerek
ve içimde yalancı bir katil taşıyorum
yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma
cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben
kirli sözlerimi temize çekme
oysa "gel" desen gelecektim

gözlerim ihanete ihbar taşıyor
kuşkulu bir cinayeti fısıldıyor kaşlarına
sözü namluna sürmelisin şimdi
en yaralı yanımdan vurmalısın beni
çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır





avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum
ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam
susuşuna kan döküyor gözlerim
sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun
oysa bilmelisin Araz'ım
kimsenin içi görünmez
ve hiç bulamadıklarını
asla yitiremezsin
bak şimdi aramızda sessiz kalıyor
söylenecek bütün sözler
her sabah akşam oluyorsun
alnından ellerine damlıyorsun
yüzündeki yağmurla iniyorsun kente
içine dert oluyorsun kentin
dışına yağmur
yüreğinde dağılıyor kristal şehirler
duvarların kan öksürüyor
ve sen
başkalarının gözlerini
yüzümde aramamayı öğreniyorsun
beni bir durağa yaslıyorsun
beni bir kente
gidiyorsun
oysa "gel" desen gelecektim

susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın
en susmakta neydi öyle
sen en dinlerken
biliyorum Araz'ım
insan kendini bulmamalı, hep aramalı
gittiğin yerden başlıyorum öyleyse
gece cinnetlerimi de alıp yanıma

denize bakmayı bilmeyenler
bir gün mutlaka boğulur
işte bundandır gözlerinden kaçışlarım

siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı

ben şimdi gurbetim
içimde taşıyorum
heba olsa da senlerce yılım
oysa "gel" desen gelecektim

ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep
ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden
şairler ölüdür derler
inanmıyorum








yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan
kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin
kinim kendime
susuşum sana
küsüşüm tüm dünyaya

üstü kalsın ihanetimin
"gel" desen gelecektim
yine bir tren geçiyor içimden
sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı
saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor
görmüyorum söylemiyorsun kırılıyorum
hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede
sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan
süsle beni ey aşk
geçtiğin yerleri öpüyorum

yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum
dişlerindeki nikotin tadı terkimde
sirenler ve ateş hatları içip
sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden
ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla
yasadışıyım
tutukla beni gözlerimden

kalemim bitti yitirdi şiirini şuur
öldü kanımdaki mürekkep balığı
solumdaki sise intihar etti intiharlar
bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek
yaşamak için geç bir zaman
ölmek için ise erken
çok davullu bir senfoni sürçüyor
dikiş tutmaz ayrılığımda
kirpiğinden yapılma bir darağacına
geceyi asıyorum
yoksun
bu yağmurlar ıslatmıyor beni
bir durağa yaslanıyorum sensiz
gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum
"gel" desen gelecektim oysa

kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor
şimdi herkes biraz sen biraz acı
göğsümde bir vagon
gizli sözler batıyor
fırtınalar çıkıyor üstüme

şakağımda
intihar acemisi bir şairin
delilik provaları
arkandan uluyan kapılardan
söküyorum kokunu
yokluğunu kokluyorum
yokluğunu yokluyorum

çöz gözlerimi senden hadi
ücranda yak bakışımı
gözlerine bekçi sevdam
dünden ve senden kalmayım
içine her düşen
kendi keşfi sanıyor seni
oysa sen
melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin
ve kendini acıtmak istiyorsun
ama güller kendine batamaz
bilmiyor musun
"gel" mi diyorsun

herkes kendi gördüğüne bakar
peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz
kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu
hadi en kanadığımız yerden susalım
"gel" desen gelirdim
"git" dedin ve gittin

Aşka...
Rüzgara...
Ayrılığa...
Zamana...

Eyvallah..



Kahraman Tazeoğlu






Araz..
Duyuyor musun beni?
Kapılar açık hadi gönlümde uyu biraz

Araz..
Görüyor musun beni?
Dünyamı senin gibi hiçbir göz dolduramaz

Araz..
Kaç çığlık biriktirdim içimde
Kaç defa kaçtım insanlardan
Sessiz uzayan sokaklara bak

Araz..
Yağmuru bekliyorum biraz
Belki söndürür volkanımı
Belki dindirir içimdeki lavları

Yürüyorum yavaş yavaş sana doğru
Sessiz ve sakin olmaya gayret ediyorum
Boğuk doluyum bir kuş sesine ağlarım sokaklarda
Ceplerimde sen varsın tükenmem ben zenginim

Araz..
Kaç çığlık biriktirdim içimde
Kaç defa kaçtım insanlardan
Sessiz yolcusuz duraklara bak

Araz..
Yağmuru bekliyorum biraz
Belki söndürür volkanımı
Belki dindirir içimdeki lavları

Araz..
Adını taşlara mı yazdılar?
Dört harf dünyamı doldurdu
Söyle mermerde ne arar?

Araz..
Kapılar aralanır adından
Çıkmaz kapalı sokaklarda
Bir sen yeniden yol olursun bana






İşte o araz, bu araz..



Araz bir boşluktur. Aslı olmayan, yerine konmayandır. Söylemek istemediklerini ona söyleyebilir, görmediklerini onda görebilir ve hissedebilirsin. O duymaz seni, konuşamaz da seninle. Duygular arası bir sırattır araz, geçiştir. Başka bir boyuttur sınırları olmayan. Yalnızca sana ait olan, aynı zamanda seni içine alan bir histir. Karşılığı yoktur. Olmasını istediklerinle, istemediklerin arası bir çizgidir, teşbihtir. Algıladığın bütün ruh hallerini ona yansıtabilirsin. Korkunu, sevincini, şaşkınlığını, hüznünü, mutluluğunu, sevgini kısacası her hissini kalıbından çıkarıp, adını araz koyarsın. Tâ ki arazı tanıyana kadar. Bunun adı Araz'a düşmektir. Araz'a düşmek aşka düşmek gibidir. O zaman aşk, sevdiğine araz gözüyle bakmaktır, ikilem değildir. Bütün tahliller araza yönelir. Ondadır bütün soruların cevabı. Araz, içinden gelendir. Kurtulmak istemediğin tek kötü alışkanlığındır araz, bağımlılıktır, tutkudur. Seni en yalnız anında bile yalnız bırakır, yine de yanıltmaz. Konuşursun onunla, sorarsın bir soru ona, sonra cevabını yine kendin verirsin. Çünkü, araz duymaz sağırdır. Araz, konuşmaz dilsizdir. Yalan söylemez, doğruyu buldurur. Var olması bile kâfidir senin için. Herkesin bir arazı vardır. Herkesin bir araz yanı.. Ama herkes hissedemez onu. Hissettiğin zaman, işte o zaman tam olursun. İşte o zaman araza uyak düşersin. Araz, aynaya baktığında göremediğin yüzündür. İçinin başka olduğunun sendeki kanıtıdır, dış görünüşünden bağımsız. Sonrası, kendine yönelmektir. Senin dışında olan herşeyin anlamsızlığı veya ifadesizliği demek değildir elbette. Lakin, senin için en önemli bir sen olduğunun farkına varmaktır araz. Bunun bir de kanıtı vardır.Yaşarsın sonlanır, seversin biter, üzülürsün geçer, sevinirsin kaybolur bir anda. Herşey olur ömrün süresince etrafında, sen yaşadığın müddetçe de olacaktır. Ama zaman geçtikçe, birşeylerin senin için yalnızca onu yaşarken bir anlam ifade ettiğini anlarsın, şimdi değil. O an senin için anlamlı ve güzel olan şeyler de yarın bir anlam ifade etmeyecektir. Sen yaşamını sonlandırana kadar. İşte o zamana kadar, araz hep seninle birlikte olan olarak kalacaktır ve ancak ait olduğu senle birlikte sonra erecektir. Anlaşılması zor, ifadesi bu kadar ağırdır arazın. Arazınızı tanımak için gayret etmelisiniz. O zaman pişman olduklarınıza, pişman olursunuz. O pişmanlıkların boşa olduğunu anlar, üzülürsünüz. Arazın pençesine düşene kadar ne çok sevmiş olduğunu farkedersin, ne kadar fazla ve yalan. Yalan derken gereksiz. Araza düşenler bir severler, tam severler. Çünkü arazdır o sevdiğimiz, arazı severiz. Ben dediğimiz araz, hissettiklerimizin görünmeyen yüzü, koyamadığımız adı arazı severiz. Geceler arazla güzel, aşklar onunla başkadır. Düştüğümüz en güzel kuyudur o. Kendi kendine konuşmaktır, deliliktir. Araz'ın Kahraman'ının dediği gibi : "Sözü namluna sürmelisin şimdi. En yaralı yanımdan vurmalısın beni".
İşte o araza vurgun, o araza düşkün ve o araza bitkin kalmak ölmektir. En kanadığımız yerden vurulup, düşmektir..


Gözlerinde Müebbeti İstiyorum

Gözlerinde Müebbeti İstiyorum











Gözlerinde müebbeti istiyorum
En acımasız mahkemelerde yargılasınlar beni.
Bedenimden yüreğimi söküp
Yüreğinde nefes almak olsun suç[um]
________________SON İSTEĞİM ;
Darağacım, yıldızların düştüğü Saçlarının tellerinden örülsün.
Yüreğinde ölmeyi istiyorum.
Baharları mevsimlerden çalıp
Gözlerine doldurmakla suçlasınlar beni.
İnfazım, gözyaşlarında son bulsun...








Çıplak yüreğime,
Gözyaşlarının umut zincirlerini geçirsinler.
Aldığım her nefes sevdana olsun.
Gözlerinin güneş gibi düştüğü
Gönül mapusluğunda,
Ömür boyu yüreğinin müebbetini istiyorum.


Gülüşlerinde erimeyi istiyorum.
Yağmurların sadece gözyaşında saklı olduğu
Güneşin, hep gülüşlerinde solduğu
________________________________________Bir ceza istiyorum.
İnfazım, gözlerinde yavaş yavaş erimek olsun.








Avuçlarında solmayı diliyorum.
Ömrümden vazgeçip,
Senin gözlerine firardan yargılanayım.
Susma hakkımı kullanıp,
Gözlerinde müebbeti istiyorum.